13 Aralık 2013 Cuma

MOBBİNG

Herkese merhaba,
Çok uzun bir ara verdiğimin ben de farkındayım ama şu twitter ve ınstagram cıktı mertlik bozuldu yahu, insan fotoğraf yayınlayarak bazı şeyleri daha kolay ifade ettiğini sanıyor, oysaki yanılıyor...
Mutlu zamanlar için bu genelleme yapılabilse de uzgunken kelimelere ihtiyaç duyuyor insan, yazmaya...

Evet bir yılı daha geride bırakıyoruz, güzel bir yıl geçirdim ta ki son aya kadar..
Bu yıl cumhurbaşkanı ile dahi tanışma fırsatım oldu, yani öyle şanslı bir yıldı sanki...
Arabam oldu, Tübitak projem oldu vs. vs...
Ama şu son ay aslında beklediğim ama yine de içten içe belki de olmaz dediğim bir şey başıma geldi.
Bazı insanlar gerçekten çok kötü, kalpleri-ruhları kötü yaratılmış...
Başka insanların mutsuzluklarından besleniyor, keyif alıyorlar..
Allah'a havale ediyorum NK. seni.
Genç bir araştırmacıya yıllardır mobbing yaptığın, eğitim öğretim hakkını engellediğin, küçük düşürmeye ugrastıgın, hakkımı yediğin için...Ama şunu bil asla pes etmeyeceğim! Bir gün Prof. de Ana bilim Dalı başkanı da olacağım! Ve "Seninle Anabilim dalı başkanı olduğumda görüşeceğiz ha bir de öbür tarafta iki elim yakanda...

23 Aralık 2012 Pazar

Hediyeleşme günü (Yeni yıl hediye önerileri 3)

Yeni yıla 1 hafta var ama biz şimdden arkadaşlarla hediyeleşmemizi gerçekleştirdik.
Heyecansız, sürprizsiz, öylesine bir hediyeleşme oldu bizimkisi.
Ayda bir toplanıyoruz bruncha gidiyoruz.
Kaşıkla, Mado, Shakespere, Mangalcı, Taş mekan derken bu hafta da Erciyese çıkarken yol üzerindeki Eski Han adlı mekana gittik, yer ve manzarası güzeldi ancak kahvaltısı kötüydü.

Neyse hediyeleşme faslına geçildiğinde herkesin keyfi yerine geldi.:)
Sezen Esraya boynerden kırmızı yılan derili babet ve çantasını almış,
Esra Songüle İpekyoldan yeşil çizgili yakası taşlı bir bluz almış, (bkz aşağıda)


 Songül Nile Bernardodan cam bir fanus kek kabı almış. (bkz aşağıda)

Melek de bana English home'dan kırmızılı beyazlı geyik motifli polar tv battaniyesi almış.
 
 
Bense Nalana bir şey almamıştım çünkü o şehir dışında olduğundan gelememişti.Yılbaşı dönüşü fuardan aldığım bir hediye vermek istiyorum kendisine yani Ankaradan alacağım.
 
Brunch sonrası bir alışveriş merkezine giderek bzimkilere neler alsam diye gezindim durdum. Babamla kayınpederime boynerden atkı, annemle kayınvalideme bernardodan ottoman serisine ait rumi desenli birer şekerlik, eşime de polo garage dan bir atkı aldım,bunların yanına birer hediye daha alacağım, süslü paket açmanın insanları mutlu ettiğine inanıyorum :) 
Not: Tüm fotolar ürünlerin kendi sitelerinden alınmıştır.


19 Aralık 2012 Çarşamba

Yeni yıl hediye önerileri 2




Selam canlar,
Dün de söylediğim gibi geziyorum geziyorum ama neler alacağıma karar vermeden önce beğendiklerimi sizlerle paylaşmak istiyorum;

Son zamanlarda English home'a sardım diyebilirim, o desenler, soft renkler, kibar ince detaylı aksesuar eşyaları beni benden alıyor desem abartmış olmam emin olun.Özellikle cupcake serisine bayıldım. Bu arada bir çok ürün de de indirimler var. Ayrıca en alttaki tv battaniyesi de harika, fiyat olarak da oldukça uuygun 29.90tl. Hesaplı ve şık bir hediye olacağı kanaatindeyim. Bence mutlaka uğramalısınız :)
Ayrıca http://www.englishhome.com.tr/ adresinden de alışveriş yapabilir, ürünleri ve fiyatlarını inceleyebilirsiniz, bu arada tüm fotolar oradan alınmıştır.


 
 



18 Aralık 2012 Salı

Yeni yıl hediye önerileri 1


Geziyorum, geziyorum kime ne alsam diye bakınıyorum,
Bu aralar gözüme en çok çarpanları sizlerle de paylaşmak istiyorum;
Mesela Bernardo'dan kahve fincanları, çay fincanları, pasta takımları,servis setleri, muglar bence güseell.

1-Aşağıdakiler benim favorim olan Country serisinden,laf aramızda hastasıyım,tam takım edindim :)




Bunlar da  yılbaşı serisinden,











Aşağıdakiler ise Osmanlı serisinden ki bunlarında bir kısmı dayanamayıp aldıklarım arasında;

NOT: Tüm resimler http://shop.bernardo.com.tr 'den alınmıştır. Yani online olarak da beğenip sipariş verebilirsiniz.





17 Aralık 2012 Pazartesi

Hediyeleşme yarışı yoksa görgüsüzlüğü mü demeliydim?

Herkese merhaba,
Yeni yıl yaklaşıyor benim de içimi bir sevinç kaplıyor.
Gerçi bu yıl süsleme işine hala giremedim, aslında o moda da henüz girmiş değilim.
Malum bu yıl da yılbaşı zamanı yurtdışına çıkma hayalim suya düştü..mırık :/

Neyse efenim, yeni yılın yaklaşmasıyla bir hediyeleşme trafiği de başladı.
Ben yılbaşında rengarenk, neşeli,eğlenceli yükte ağır pahada hafif şeyleri severim.
Mesela bir kupa, müzik kutusu, renkli pofuduk terlikler, kardan adam ya da noel baba temalı süs eşyaları,fuar usulü takılar vb. beni mutlu etmeye yeter de artar bile...

Ama bu sene görüyorum ki hediyeleşme amacını aşmış, kim daha pahalı bir hediye alabilir yarışına girilmiş ki, bu durum bende " yaz tatilindeyken tatil köyünde insanların kıtlıktan çıkmış gibi yemeklere saldırdıklarında yaşadığım mide bulantısını oluşturdu, dolu dolu tabaklar, itiş kakış insanlar, dökülen yemekler, gerçekten insanlığımdan utanmıştım,  2 gün doğru düzgün bir şey yiyememiştim".İşte şimdi de aynı hissiyatla doluyum.

Örnekse;
Biz de yeni arkadaş grubuyla çekiliş yaptık, bir de üst limit koyduk, kimse ....tlyi geçmesin diye.
Ancak limit amacını aştı sanki o kadarlık bir şey almak zorunluymuş ta almayan küçük düşermiş gibi bir durum oldu. Aslında mebla önce daha düşüktü lakin biri kendisine çıkanı arayıp " 50 tlye sana ne alabilirdim ki o yüzden ben de 100 tlye çıkarttırdım" diyecek kadar görgüsüzmüş, hem sürprizi bozmuş hem de ben 100 tllik hediye alıcam diye söylemiş. cık cık cık :///
Sonra bi başkası ekranlarda ".. hanım size hediye aldım, haa ben asla ucuz şey almam, aklınızda kalmasın yani hep pahalı şey alırım deyip,paketin birini açan spikere ...hanım orada 2 kolye, bir bilezik ve 1 anahtarlık" var diye çiğ çiğ söylemekte..

Bu arada ben de kime çıktığımı ve bana ne aldığını şimdiden biliyorum, gerçi hediyesi güzel ama dediğim gibi hediyeleşmenin tadı da sürprizi de kaçmış bence...

29 Kasım 2012 Perşembe

Bu aralar...


Bu aralar sıkılganım, yorgunum, bitkinim...
Yataktan kalkasım, evden çıkasım yok, gün boyu kadın programı izleyip akşamları da canlı müzik dinleyesim var...
Havalardan mıdır, uzakta olmaktan mıdır, yalnız olmaktan mıdır bilmem...
Son bir aydır çok yoğun deneysel çalışma olduğu için bir de üzerine grip olduğum için resmen süründüm desem abartmış olmam...
Bekin başında kalkmadan 5 saaat oturmayı bu vücut kaldırmıyor artık, akşam eve geldiğimde çektiğim baş, boyun ve sırt ağrısından biliyorum...
Aslında galiba ben yine Ankarayı özledim geri kalan her şey bahane...
Alışamadım gitti şu şehre de insanlarına da...
Her gün yeni bir saçmalıkla, vurdumduymazlıkla, saygısızlık, seviyesizlik ve şımarıklıkla karşılaşmak mümkün..

Galiba ben fazlaca geçmişe takılı kalanlardanım...

Neyse işte, bunalım halimi size de geçirmeyim, konuyu değiştireyim.Yılbaşı yaklaşıyor en sevdiğim etkinlik, son 2 hafta süslemelere başlarım, magazaları gezmeyi, bol bol dergi karıştırmayı, hediyeler almayı çok seviyorum... Bu yıl yurt dışına çıkalım diye çok istiyorum ama galiba yine çıkamayacağız... Öf pöf afra tafra :///


Ben özledim galiba seni,
Bu yüzden bu kadar sitemlerim...

18 Kasım 2012 Pazar

Paris'de pazar günü

 
Pariste yürüyorum, taş sokaklar arasından geçiyorum hafif hafif yağmur atıştırıyor.
Pazar olmasina ragmen her yer cıvıl cıvıl. Yeni yıl yaklaşıyor ondan mı acaba?
Bisiklete binmiş genç kızlar kıkırdayarak geçiyor yanımdan,
Bakımlı, zarif incecik şık giyimli hanımlar jilet gibi giyinmiş beylerin koluna girmiş sohbet ederek ilerliyorlar.. Cafeler, marketler, mağzalar, hediyelik eşya dükkanları hepsi açık, vitrinleri harika...
Yürüyorum, tüm kalabalığın arasından geçip gözüme kestirdiğim kafeteryanın kapısını açıyorum çıngırak çalıyor, garson yaklaşıp yer gösteriyor, içerisi harika 60'lara 70'lere ait sanatçı resimleri ile dolu duvarlar, küçük yuvarlak masalar genelde iki kişilik..

Cam kenarındakine oturuyorum, menüden capuccino ve tiramisu söylüyorum, içeride "edith piafdan autumn leaves"  çalıyor... hmm enfes...elime bir de dergi alıp yudumluyorum cappucinomu, saatler akıyor. Hava hafif kararmaya yüz tutarken çıkıyorum kafeden bir paket macaron sardırarak tabi, hala yağmur çiseliyor,sokak lambaları yanmaya başlıyor, yürüyor yürüyorum, aklımdan sevdiklerimle konuşarak...

İşte bir pazar gününü böyle geçiriyorum ya da aslında geçirmek için ölüyorum çünkü aslında Allah'ın dağında asosyal bir memlekette bugün ne yapacağımıza karar veremeyen eşimle üzerimde eşofmanla oturuyorum, elimde nescafe ve çokonat gofretle, kulağımda kulaklıklarla edith piaf dinleyerek  ve de sinir içerisinde bu satırları yazıyorum... Hay Allah'ım yarabbim yaaa....





Sizlere güzel pazarlar diliyorum Edith piaf'ın güzel şarkı sözleri ve şarkı linki eşliğinde;
http://www.youtube.com/watch?v=tXYnXeJ9Ftg
"The falling leaves
Drift by the window
The autumn leaves
All red and gold
I see your lips
The summer kisses
The sunburned hands
I used to hold.
Since you went away
The days grow long...
And soon I'll hear
Old winter songs
But I miss you most of all
My darling, when autumn leaves start to fall...
C'est un chanson
Qui nous ressemble
Toi qui m'aimais
Et je t'aimais
Nous vivions tous les deux ensemble
Tou qui m'aimais
Moi qui t'aimais
Mais la vie sépare
Ceux qui s'aiment
Tout doucement
Sans faire de bruit
Et la mer efface sur le sable
Les pas des amants désunis.
Since you went away
The days grow long...
And soon I'll hear
Old winter songs
But I miss you most of all
My darling, when autumn leaves start to fall..."