5 Ekim 2010 Salı

İngiltere Part 2,ne yedim ne içtim :)

Bu partta İngiltere'de ne yedim ne içtim ondan bahsetmek istiyorum :)
Malum klasik Türk insanıyız, Türk yemeklerinin de hastasıyız.. O yüzden ilk başlarda baya bi zorlandım. En çok da kahvaltı yapmayı, çayı özledim. İngilizlerin çay saatleri meşhurdur bilirsiniz ama bana hiç denk gelmedi, bi pazar çıktım dışarda güzel bi kahv. yapayım traditional bişiler deneyeyim dedim. Girdim güzel bir cafeye earl grey çay dedim, evet kupanın içine çayı sallamışlar üzerine de sütü dökmüşler korkunç bişi olmuş bi de tomurcuk tadı var. Nası iğrenç bişiydi anlatamam sadece 1 yudum alabildim. Yanına da yumurtalı sandviç almıştım.
Aslında Newcastle'da Earl Grey çok ünlü,hatta meydanı ve anıtı var, earl grey çayını ilk bulan kişi kendisi.
Neyseki sandviç konusunda iyiler, Gregg's diye bir sandviççi var, orada oldukça ünlü, hemen her sokak başında görebilirsiniz. El yapımı yeni çıkmış sandviçler satıyorlar. Son günlere doğru orada bir tavuklu meksika soslu bir sandviç keşfettim hala aklıma geldikçe canım istiyor,öyle nefis bişiydi. Ama onu keşfetmeden önce mayonezli tunadan yiyordum öneri üzerine. Biraz kötü görünüyor ama tadı güzeldi.

Doğrudüzgün yemek kültürleri yok, en çok Mark's & Spencer'a gidiyordum devasa bir market kısmı vardı. Donmuş yemekler oldukça çoktu mesela pilav,sebze yemeği ve et,hepsi bi kutuda. Ama denemedim hiç. Donmuş balık fingerları hem ucuz hem de güzeldi. Tatlı çeşitleri ve yoğurt çeşitleri oldukça fazlaydı, her akşam bi çeşit denedim. Bir de payları gerçekten güzeldi. Ama doğrudüzgün yaşpastaları yok. Hep koca bir kek ve üzerinde krema.. Yağmurlu bir gün iş çıkışı Costa'ya uğramıştım, adını hatırlayamıyorum farklı bir çeşit sütlü kahve ile çikolatalı kek denemiştim. Kekin tadı ağırdı ama kahve güzeldi. Aslında İngiltere'de Starbucks çok yaygın iş çıkışı ve öğlen araları herkes orda, bi de heryer 6 da kapanıo ama Starbucs 7 bazı günler de 8'de kapanıyordu. Çok keyifliydi, gerçekten...

Bir haftasonu da Newcastle'ın güneyine okyanus kenarına gittik. Şansıma hava çok güzeldi. Zaten herkes çok şanslısın diyordu bana çünkü 1 ayda 1 veya 2 kez ancak yağmurluydu hava. Bu sahil kasabasında yine İngilizlerin meşhur yemeklerinden olan Fish&Cips'i denedik.Güzeldi, porsiyon devasaydı ama çook yağlıydı.















Bir de odada tükettiklerim var tabi. Gerçi eve çoğunlukla 10 gibi falan geliyordum, çünkü iş çıkışı önce çarşıda geziyordum ayaküstü bişiler atıştırıp kütüphaneye gidiyordum ki nete girebileyim.Kocişimi ve ailemi görebileyim. 10 gibi de eve gelince pcyi açıp bi film koyuyordum,çayımı sallayıp yanında da lezzetli paylardan birer ikişer yutuyordum :) Sabahlarıda ananas suyu ile kepekli ekmek ve biraz peynir yiyip çıkıyordum. Ekmekleri de devasa bi dilimi bizim iki dilim kadar.
Bir de Quiche'yi denemiştim. Hiç beğenmedim, mikrodalgada ısıtıp yiyorsunuz, paya benziyr ama sebzeli. Sebze kısmı kremalı gibi, hafif tatlımsı ve cıvık. Öğkk.. İki tane almıştım, ıspanaklı ve brokolili. Brokolili baya bi süründü. Ispanaklıyı ise ev arkadaşım Alman çocuğa vermiştim.


Yandaki ürünlerin hemen hepsi Mark's&Spencer'dan özellikle shortcake yazan bisküvileri harikaydı,içime sinmediğinden bi pakette bizimkilere getirmiştim. Elmalı payları ile çilekli çikolatalarını söylemiyorum bile :P

Bi üzeri renkli kremalı şekerli cupcakelerden deneemedim o içimde kaldı, Frenwick diye bir mağzanın pasta reyonunda her akşam görüyordum fakat tok olduğumdan yada başka aburcuburlar aldığımdan hergün yarın alayım die çıkıyordum, son günse lab.da iş uzayınca yetişmeden kapanmıştı. Yolu düşen mutlaka denesin,benim için de yesin :)

Gelelim kaç kilo aldım sorunsalına lakinn hiç almadım hatta 3 kilo verdim, çünkü çok yürüyordum, sabahları otobüsle gidiyordum ama akşamları 5de çıkıp 8'e kadar geze geze yürüyerek geliyordum kütüphaneye,ordan da eve. çook güzeldi ya keşke bi daha gitsemmm...

6 yorum:

Coşkun Hürsel dedi ki...

İlk kare Pret a Manger'den herhalde? Aslında İngiltere'deki çay harmanları sütle içilebilecek şekilde hazırlanmış. Üç-beş ay "English breakfast" çaylarını Türk usulü demlemeye kalkıp zift gibi bir çay elde ettikten sonra anlıyorsunuz ki, içine katılacak biraz süt o aşırı demli çayın tadını hafifletiyor...

PaPErDeLiE dedi ki...

Doğru tahmin vala orası :) Aslında dediğiniz doğru bazı çayları oldukça yoğun. Normal çayla süt karışımı fena olmayabilir ama earl greyle süt karışımı çay dışı bişi oluo bence,sevmedim :)

Modafobik dedi ki...

Ah ne güzel anlatmışsın o meşhuuur İngiliz çaylarını! :) İngiltereye gitmedim ama bunca şeyden sonra gidersem yanıma erişte, tarhana falan alırım sanırım. /Bir erkek olarak gider Burger'a 7/24 karnımı doyurabilirim ama şimdi oralarda kıymete biner Turkish dekight/ hehe :)

ஐ : ) STİL DİREKTÖRÜ ( : ஐ dedi ki...

Valla kuzum çay sevemem bebekliğimde babam sütlü çaya alıştırdı hala da öyle içerim. Afiyet şeker olsun hepimize mucx

Sevil dedi ki...

blogumda bir etkinlik var katılmak isterseniz beklerim
sevgiler

PaPErDeLiE dedi ki...

@Modafobik; Burger benim de ilk durağım olmuştu ama inan ilginç yağ kokusu parmsklarımda bi kaç saat kaldı yıkamama rağmen :/ . Son günlere doğru Kentucky'yi bulup oraya yumulmuştum,sen de öle yaparsın ;)
@Stildirektörü;'mcüm canım inşallah bi gün karşılıklı yudumlarız sütlü ve sütsüz çaylarımızı :)
@Sevil: hemen bakıyorum blogunuza,davetiniz için teşekkürler :)